''Ne bir sırrı ne de bir kapısı var ama olurda bir gün onun da böyle bir kapısı olursa ona kapıyı açtıracak bir denizkızı şarkısı yok''
Macar yazar Magda Szabo'nun 2003 yılında yabancı roman dalında Fransa'nın en saygın ödüllerinden olan Femina'yı kazanan romanı KAPI.Yukarıda yazdığım cümle ise kitapta beni en çok etkileyen ve romanın özünü anlatan bir ifade.Hatrılarına sıkı sıkıya bağlı,kimseyi dinlemeyen,mesafeli,çalışkan ve hayvanların dilinden anlayan bilge yaşlı hizmetçi Emerence ile başlangıçta onu anlamakta zorlanan ama tanıdıkça bağlılığı gittikçe artan yazar arasındaki ilşkiyi anlatan hüzünlü bir mizah duygusuyla ele alınmış etkileyici bir roman...
Özellikle kapının açılıp içeri girildiği an ve ondan sonra yaşananlar,yaşlı kadının hayatının nası bir trajedi olduğunu gözler önüne seriyor...
İlginç,sürükleyici ve farklı bir konu...
15 Temmuz 2011 Cuma
27 Haziran 2011 Pazartesi
MADEIRA ADASI
Madeira Avrupa'nın en yüksek kayalıklarının olduğu ve dağcıların da eğitim için tercih ettikleri bir mekan.Farklı yüksekliklerde ve zorluklarda pek çok trekking parkuru var.Dağcılık ve trekking turzmi adanın gelir kaynaklarından biri olduğu için parkurlar son derece düzenli.Hatta biraz harita okuyabilme yeteneğiniz varsa hiç rehbere ihtiyaç duymadan bile rahatlıkla keşfedebilirsiniz.Bütün parkurlarda yürüyüş yoluna mutlaka bir su kanalı eşlik ediyor.Doğa o kadar büyüleyici ve güzel ki herhalde cennet burası diye düşünmkten kendinizi alamıyorsunuz.Hatta bir seferinde birşeyler yemek için mola verdiğimiz bir sırada çevredeki serçelerin yanımıza kadar gelip elimizden ekmek kırıntısı yemeleri günün en güzel sürpriziydi.
Başkent Funchal'in renkli yerlerinden biri de pazaryeri.Yaşlı kadınlar geleneksel giysiler içinde tropikal çiçek ve meyveler satıyorlar.Adanın dantel ve el işlemeleri de oldukça ünlü.
Madeirada oldukça ucuza deniz ürünleri yeyip Portekiz şarabı içebilirsiniz.Ben en çok yemekten önce gelen sarmısaklı ekmekleri sevdim ve hatta kilo aldım:)Tatlı ve yeşil şarabı da oldukça farklı bir lezzete sahip.
Tekrar görmek istediğim ve özelikle doğa severler için ender dünya cennetlerinden biri....
5 Haziran 2011 Pazar
Hüzünlü Şehir Lizbon

Lizbon Portekiz'in güneyinde yer alan İstanbul gibi yedi tepenin üzerine kurulmuş tipik bir Akdeniz şehri...Her ne kadar İstanbulla kardeş şehir olsa da ben çok fazla benzetemedim.İstanbul'un büyüsü ve muhteşemliği sanırım dünyanın hiç bir şehrinde yok.En azından benim gördüğüm şehirler içinde...
Şehrin dar ve inişli çıkışlı parke sokakları,bazı yerlerde merdivenlerle yapılan geçişler Napoli ve İzmiri hatırlattı bana.Avrupa'nın diğer şehirlerine göre biraz daha bakımsız ve yoksul bir görünümü var ama daha doğal.Özellikle şehirdeki hüzün havası belki de Portekiz edebiyatındaki Saudade(hüzün)nin ilham kaynağıydı.
Lizbonda en çok etkilendiğim yer,Castelo de Sao Jorge denilen romantik kalesi oldu.Kaleden şehrin hemen hemen her tarafını görebiliyorsunuz.İçerde müzisyenler,ressamlar eserlerini sergileyip satıyorlar.Benim en çok ilgimi şeken ise Alman bir sanatçının telleri bükerek yaptığı ve güneş sistemini anlatan bir model oldu.Fizikçi genlerim ağır bastı sanırım:)
Kalenin en dikkat çekici yerlerinden biri ise en yukarda yer alan aynalı bir sistemdi.Okadar ilginç bir sistem yapılmış ki,kalenin tepesindeki dev iç bükey ayna şehrin görüntüsünü kalenin tepesindeki bir ekrana yansıtıyor.Böylece kalenin güvenliği sağlanıyormuş.Milattan önce 2.yüzyıldan kalma bir kalede böyle bir teknoloji çok etkileyiciydi.
Lizbon güzel meydanları olan sakin ve küçük bir şehir.İlhan Berk'in dediği gibi ''bu şehirde herşey bir şiirden düşmüş gibi..''gizemli ve dişi.Bu hüzünlü ve şiirsel şehrin hüznünü yansıtan
dğerlerinden biri de Fado.Fado,Portekizli kadınları denizlere açılan ve dönmeyen eşlerinin,sevgililerinin ardından yaktıkları acıların,hüzünlerin,özlemin,mutluluğunun ve aşkın ifade edildiği bir müzik türü.Fadonun divası Mariza şöyle diyor''Fado sadece bir müzk değil bir histir.Melankoliktir''Bu sözün doğruluğunu bizzat yaşadım.Fado dinlemeye gittiğimiz bir mekanda belki Porto şarabının da etkisiyle sözlerini hiç anlamadığım bu hüzünlü müzik beni ağlattı.
dğerlerinden biri de Fado.Fado,Portekizli kadınları denizlere açılan ve dönmeyen eşlerinin,sevgililerinin ardından yaktıkları acıların,hüzünlerin,özlemin,mutluluğunun ve aşkın ifade edildiği bir müzik türü.Fadonun divası Mariza şöyle diyor''Fado sadece bir müzk değil bir histir.Melankoliktir''Bu sözün doğruluğunu bizzat yaşadım.Fado dinlemeye gittiğimiz bir mekanda belki Porto şarabının da etkisiyle sözlerini hiç anlamadığım bu hüzünlü müzik beni ağlattı.
Lizbonda,şehrin hüznlü havasına yakışan yağmurlu 3 gün hafızamda gölgeli,belirsiz fakat etkili güzel tadlar bırkamıştı....
